Günümüz Gençliğinin Ayırıcı Özellikleri, Temel Sorunları, Anlam Arayışı, Aidiyet Bilinci, Zehirli İdeolojiler, Sanal Alem ve Dünyevileşen Gençlik

HZ. PEYGAMBER VE GENÇLER

Karşımda, gönlünü Allah'a ve Peygamberine bağlayan, Kudüs’ü yeniden fethedebilecek Selahaddinler, çağ açıp çağ kapatan Fatihler, hayatını Allah ve Rasulüne vakfedebilecek ve “فداك ابي وامي يا رسول الله” diyebilecek sahabe yürekli gençler görüyorum.

Mekke’de Muhammed Mustafa’ya tabi olanlara işkenceler yapılırken onlara evini açan ve üç yılevini iman okulu haline getiren Erkam b.Ebu’l Erkam da 17 yaşındaydı.

Hz. Peygamber (as.) Musab b. Umeyri hicretten evvel Medine’ye gönderip orada, son hak din İslam’ın tebliğini yapsın diye gönderdiğinde, yüzlerce insanın İslam’la şereflenmesine vesile olan Musab b. Umeyr henüz 18 yaşında idi.

Rasulullah, gençlere öyle değer verdi onları öyle onore etti ki, vefat edeceği yatağa uzandığında Bizans’a gönderdiği ve içinde Hz.Ömer’in, Hz.Osman’ın, Hz.Ali’nin, savaş kaybetmemiş komutan Halid. b. Velid’in de bulunduğu ordunun başına, 19 yaşındaki Usame b. Zeyd’i tayin etmişti.

Bugün elimizde bulunan Kuran’ı, Peygamberin dizinin dibinde hıfz eden ezberleyen ve Mushaf/Ciltli Kitap haline getirecek olan heyetin başına geçen Zeyd b. Sabit de o gün 22 yaşındaydı.

تِلْكَأُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلاَتُسْأَلُونَ عَمَّا كَانُواْ يَعْمَلُونَ ﴿١٤١﴾

 

Günümüz Gençlerinin Eskilerden Çok Farklılaştı

-Eskiler; yiyeceği,içeceği, giyeceği, oyuncağı ile, doğal yetişirken, maalesef bugünkü gençliğimiz bu doğallıktan mahrum kaldı. Zira sanayi devriminin sahipleri, hayatı kolaylaştırma adına doğal olan her şeyi talan ederek, hayatı kolaylaştırma adına daha zor hale getirdi. Dünyamız yapay ve sanal şeylerle dolduruldu. Bir bakıma Kuran’ın şu mucize haberi gerçek oldu

ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّوَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ لِيُذِيقَهُم بَعْضَ الَّذِيعَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ﴿٤١﴾

-Hayat öyle hızlı bir hale geldi ki, İnsanlara kendileriyle baş başa kalacakları bir zaman dilimi dahi bırakılmadı. Tv, mp3, mp4 derken, diziler videolar, alışveriş siteleri,ödev siteleri, zararlı ya da malayani web sayfaları yanında sosyal medya, uyku hariç bütün hayatı zararlı bir sarmaşık gibi sarıp sarmaladı.

-Hiçbir şeyde huzur bulmayan, hep daha fazlasını isteyen, hedefi sadece dünya zevkleri olan, Her şeyden çabucak sıkılan bir gençlik oluşturulmaya çalışıldı.

-Hayat labirentlerinin gayri meşru sokaklarında, kaybolan bir gençlik isteyenler her daim vardır. Bunu Kuran söylüyor

إِنَّالَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْعَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَاتَعْلَمُونَ ﴿١٩﴾

 

O halde dikkatli -teyakkuz halinde olacağız. Dikkatli olmazsak, şeytan ve avânesinin tuzağına düşer ve av oluruz.

İşte dünya sevgisi, gencide ihtiyarı da yoldan çıkaran en büyük fonksiyondur.

DÜNYASEVGİSİ aynı zamanda TÜKETİM HASTALIĞININ da SEBEBİDİR.

-Bebekler oyuncakları, çocuklar bisikleti, gençler motosiklet ve arabaları, orta yaştakiler makam ve mevki sahibi olmayı ve lüks yaşamayı, ihtiyarlarda sağlıklı olmayı temenni ederler. Yaş ilerleyip kişinin akli melekeleri olgunlaştıkça sevgi ve ilgi alanları da değişir. Aklı olgulaşmadığı için hiçbir bebek, makam ve mevki gibi bir şeyle oyuncağını değiştirmek istemez.

İşte bazı kullar da aynıo bebek ve çocuk gibi, hemen elde edilen zevklerin peşinden sürüklenir,giderler.

Zira peşin olan rahat/ sefa,insana cazip gelir.

Fakat gençler tarafından şu bilinmeli ki, kişiyi bu hayata bağlayan her şey bir imtihandır. İnsanların zihinlerinde ön plana çıkan, Çok para, lüks araba ve evler, geniş arsalar, pahalı telefon ve pc’ler, marka elbiseler, cazip iş sektörleri,  vb. şeyler, insanların sevgi ve ilgi ile imtihanıdır. Yaratılışın gayesini gözden kaçıran gençler için, bu nimetler hedef haline geldiğinde manevi yıkımlar, buhranlar, bunalımlar, bağımlılıklar meydana gelir. Kişi esas gaye olan Rabbin rızasını ıskalar ve imtihan için verilen nimetleri sorumsuzca harcayıp, Rabbinden uzaklaşarak seküler hale gelir yani dünyevileşir.Dünyevileşen gençlerin gayesi sadece dünyaolur. Yaratılış gayesini unutur, ölümü anmak istemez, yaratanına karşı sorumluluklarından kaçar, âhireti unutur ve sonuçta âhirette hüsran içinde unutulanlardan olur.

نَسُواْ اللّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ هُمُالْفَاسِقُونَ 

Zira hayatın maksadı, asla yemek, içmek, eğlenmek, para harcamak, lüks giyinmek, gezip tozmak değildir.

Kendinizi evindeki yatakta yatan ama sabah lüks 5 yıldızlı bir gemide okyanusun ortasında uyanmış olarak düşünün…

Gözlerinizi açtığınızda aklınıza gelen ilk şey ne olur? ?

Hemen oradaki eğlenceye mi katılırsınız yoksa, nasıl oldu da evde uyuduğunuz halde gemide nasıl uyandık diye mi araştırırsınız? Gemiye sizi kim getirmiş? Gemi nereden kalkıp nereye gitmektedir? Ve bu yolcuların yolculuk maksadı, gayesi nedir? Araştırır mısınız yoksa Araştırmaz mısınız? ELBETTE ARAŞTIRIRSINIZ!

İşte bu durumu araştıran gençliğin, yaratılışın gayesini araştırmamasının izahı yapılamaz. Zira dünyamızın okyanuslarda süzülen o lüks gemiden bir farkı yoktur.

200 milyar galaksiden birinde yaşayan ve kendi galaksisinde 400 milyar yıldızın bulunduğu karanlık bir sistemin içindeki küçük bir gezegen olan dünyada gözünü açan insanın, aklı başına geldiği andan itibaren yaratılış maksadını düşünmeden çağın girdaplarına sürüklenmesinin mazereti asla olamaz.

Gayesiz yaşayan gençlerin kimlik bunalımına girmesi, isyankar bir ahlak sahibi olması, gerek ailesine,gerek çevresine, gerek Rabbine karşı olan sorumluluklarından, kaçarak yaşamak istemesi, gelecek felaketinin yapı taşlarıdır.

Gençlik dönemi, kişilerin topluma karıştıkları bir zaman dilimidir. Kişinin bu çağında dostluklar pekişir, ön plana çıkar, dine ve dünyaya dair inancı şekillenir. Genç o çağında kendini yeniden tanımlar.

Genç İbrahim (as)’İn kavminin heykellerini kırması; Muaz bin Amr’ın “نَسُواْ اللّهَفَنَسِيَهُمْ ” diyerek babasının taptığı putun/heykellerin acizliğini göstermek adına köpek leşine bağlayıp şehrin çöplüğüne atması Peygamberin yanındaki gençliğin yeniden şekillenmesine örnektir.

Değerleri yeni şekillenen gençlerin ekseriyeti, bunları bir ömür sahiplenir.

Yapılan bu tercihler her zaman yerinde olmayabilir. Gençler Adem (as.)’ın oğlu Kabil’in düştüğü hataya düşebilir.

Hayata hakikat penceresinden bakmayan genç, aşırı hayalci, lüks tüketim hastalığına yakalanmış, kompleksli, hep başkalarına özenen ve böylece kendinden uzaklaşan,uyuşturucu bağımlısı, fanatizm yanlısı ya da kimse ile görüşmeyen, içine kapanık veya maddi zevkleri putlaştıran, ömrünü para, şehvet ve makam peşinde koşarak geçirebilir.  

İşte Allah, bu tip kritik noktalarda, gencin ayağı kaymasın diye, ona yoldaki işaretleri gösterir. Ve“Hayır! Dünyayı çok sevip içinde kaybolmayın” diyerek كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ 

der ve وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ ﴿﴾ …. yüzünün akı ile cennete giren kullarınında var olduğundan bahsederek, gençlere ahiret penceresi açar ve tabiri caizsebir de buradan bakın” der.

Fakat dünyevileşen ve bu  hayatı putlaştıran odaklar, gençleri avuçlarından kaçırmak istemez ve Allah’ı,dini, ahireti ve hesabı gencin gündeminden düşürür ve onu okyanusun ortasında,gemi içinde uyanan ve eğlence içinde boğulan bir yapıya büründürmek ister.

Zira o genç bu karanlık emelleri olan kişiler için bir sermaye ve gelir kapısıdır.

Hayatı yaşanmaz hale getiren, bir kereden bir şey olmaz diyerek, pazarlanan uyuşturucu maddeler sebebiyle,hayatı kararan binlerce örnek vardır.

Bütün bunlar gençlerin gözü önünde olmaktadır. Önünden yürüyen arkadaşının, çamur dolu bir çukura düştüğünü gören kişi, aynı çukura düşüyorsa burada, ya kıt ya da kontrolü elinden çıkmış bir akıl vardır.

Nitekim gençlerin aklına müşteri olan odaklar, sanal dünyayı da, gençler için hastalık yuvası haline getirmişlerdir.

Uyku saatlerinin dışında elden düşmeyen telefonlar bağımlılık noktasına gelmiş, gençler sanal dünyanın patronları tarafından uyuşturulmuş aslanlara döndürülmüşlerdir.

Batı dünyasının karanlık organizatörleri, bazen ülkelerin yer altı zenginliklerini çalarken, bazen de yerüstündeki hazinelerini yani gençlerini farklı organizasyonlarla (eskiden sinema. dizi. tv. pc. iken şimdi cazip web. sayfaları face. İnstegram, tiviter,watsap kültürü ile)  gençleri âtıl, bir şey yapamaz hale getirerek, kurguladıkları dünya düzeninin devamı için canla başla çalışırlar.

İşte bu noktada genç,ufka bakıp, basiretiyle akıbeti görebilmelidir. Çünkü Peygamber ve Kitap da işte tam bu noktada ona yardımcı olmak için gönderilmiştir. İslam, gence “düşün” der.

Düşünmekten kaçan,gerçeklerle yüz yüze gelmekten çekinen insanlara da “فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ ﴿﴾” diye sorar.Şeytanlaşmış insanların kurduğu düzende av olan, bir şekilde onlara paçasını kaptıran gence “فَفِرُّواإِلَى اللَّهِ  ” diyerek öğüt verir.

Zira zehirli ideolojiler ve zararlı akımların ardında hep aynı küresel güç sahipleri vardır. Ve siz gençler,bunları tanımak ve kendinizi bunlardan korumak için teyakkuzda durmalısınız.

Şimdi,Müslüman gençlere tuzak kuranları tanıtmak için sizlere birkaç soru sorayım !

Dünyada altın ve petrolen fazla hangi ülkelerde çıkarılıyor ?Irak,Lübnan, Sudan, Libya, Suriye

Savaş ve terör dünyanın hangi bölgelerinde yaşanıyor ?

Yer altı ve yer üstü zenginliklerine rağmen fakir olan ülkeler hangileri ?

Peki bütün zenginliklerin sahibi İslam ülkeleri iken, neden bu ülkeler fakir kalmış ?

En gelişmiş 7 ülke hangileri ? ABD, İngiltere, Fransa,Almanya, İtalya, Japonya, Kanada

Peki, İslam Ülkelerinin zenginliklerini çalan soyguncular kim? Hırsızları bulduk mu ?

PEKİ ÜLKEMİZİN BU ÜLKELERDEN DAHA FAZLA ZENGİNLEŞMESİNİ İSTER MİSİNİZ?

Cevabınız “Evet” ise,malayaniden yani dünyamıza ve ahiret hayatımıza bir katkısı olmayan şeylerden uzaklaşıp, Kuran’ın ve Sünnet’in yolunuza koyduğu işaretlere göre şekillenen bir hayatı tercih etmeniz gerekiyor.

Allah sizin hayatınıza şekil vermek istiyor. “إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا

صِبْغَةَ اللّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللّهِ صِبْغَةًوَنَحْنُ لَهُ عَابِدونَ

Bunun için iş sizlere düşüyor, zira Allah’ın size bir daveti var. Gençler olarak

 “وَاللّهُ يَدْعُو إِلَى دَارِ السَّلاَمِ” diyerek bize duyurulan bu vahyin davetine icabet edersek, gönüllerimiz, aradığımız huzura kavuşacak ve sadece bu dünyayı imar etmekle kalmayıp, ahiret hayatımızı da dünyamızdan çok daha güzel bir hale getirebilmenin mutluluğunu yaşayacağız.

Bu güzel kârlı davete rağmen, (neden kârlı: çünkü

وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَّكَ مِنَ الْأُولَى ﴿﴾ وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَى  

Kıymet bilmez, gaflete dalan zümre ile bizler de günaha dalar gidersek bize vaadedilen nimetlerin elimizden kaçıp gitmesine seyirci olmuş oluruz.

Anadolu’nun Gençleri olarak Ashabı Kehf gibi 300 sene de uyusak ya da bâtılın etkisiyle 100 sene de uyutulsak da, نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِالْحَقِّإِنَّهُمْ فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى ” âyeti bugün de tecelli edecek ve “hakkı yaşayacak olan gençler, gelecekte batılı zail edecek” inşallah !

Ben bu salonda, ne iman hırsızı şeytanın, ne de gençlik avcısı batının tuzağına yakalanacak bir genç göremiyorum.

Bu salon, Ashab-ı Kiramın dediği gibiفداك ابي وامي يا رسول اللهdiyen gençlerle dolu inşallah

Tefekkür ve Salih amelle dolu bir hayatı “خِتَامُهُمِسْكٌ وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ ”tadında bitirmemiz duasıyla… 

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları


Disqus Yorumları