PEYGAMBERE İTAAT EDEN, ALLAH'A İTAAT ETMİŞTİR

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler,Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyenler, "Bir kısmına inanırız ama bir kısmına inanmayız" diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu, işte gerçek inkârcılarr bunlardır ve biz inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.”[1]

Okuduğumhadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Banaiman etmeyen Allah'a iman etmemiş olur …”[2]

Dinin en temel prensibi tevhittir, yani Allah’ın birliğine imandır; nübüvvettir, yani peygamberlere imandır; meaddır, yani hesap gününe imandır.  Bu prensiplerden peygamberlere iman, İslam inanç sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Kerim Kitabımızı bize açıklayanSevgili Peygamberimiz (s.a.s)’e iman etmeden Müslüman olamayız ve İslam’ı tam manasıyla yaşayamayız. Çünkü Rasûlullah (s.a.s)’ e iman eden aynı zamanda Allah’a iman etmiş, onu inkâr eden, Allah’ı inkâr etmiş olur. Peygambere iman, onun,Allah’tan getirdiği her şeyi kabul etmek ve bunlara iman etmektir. Bu sebeple nübüvvete ve risalete inanmadan sadece Allah’ın varlığını kabul etmek, Allah nezdinde imanın geçerli olması için yeterli değildir. Bizler Müslüman olmanın ilk şartı olan kelime-i tevhitte ve kelime-i şehadette Rabbimize imandan sonra Peygamberimiz (s.a.s)’e imanı zikrederiz. Bizler, Allah’a iman ile Rasulü’ne imanın ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul ederiz. Rasul’e iman olmadan Allah’a imanın yeterli olmayacağına inanırız. Zira Kur’an bizi Rabbimizin huzuruna çağırdı. “Namaz kılın!” buyurdu. Fakat biz nasıl namaz kılacağımızı bilmiyorduk. Efendimize baktık ve ondan öğrendik. Kur’an bizi oruç tutmaya çağırdı. Fakat biz nasıl oruç tutacağımızı bilmiyorduk. Efendimize baktık, Allah’ın bizden nasıl bir oruç istediğini ondan öğrendik.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş, bana karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur...”[3],buyurmuştur. Aynı şekilde Rahmet Peygamberi Efendimiz (s.a.s), “Gönülden tasdik ederek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in O’nun Rasulü olduğuna şehâdet eden kimseye Allah, mutlak surette cehennemi haram kılar.”[4] buyurmuştur. Buna göre Allah’a, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’e ve onun getirdiklerine tereddütsüz bir şekilde inanmadan mümin olunamaz. Son sözü “La İlahe İllallah” olan kimsenin cennete gireceği[5]şeklindeki bazı hadisler, İslam’ın bir bütün olarak kabul ve tasdik edildiğini ifade etmektedir. Nitekim İslam’ın bidayetinden itibaren bütün Müslümanlar, Hz.Muhammed (s.a.s)’in peygamberliğini tasdik etmenin İslam’ın değişmez bir esası olduğunda ittifak etmişlerdir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), Yüce Rahman’ın rahmet mektebinin öğretmenlerinden biridir. İnsanlığın rahmet pınarı,hikmet ışığı ve hidayet rehberidir. Biz ona baktık insanlığın en yüce özelliklerini onda gördük. Muhabbet, merhamet, vefa, doğruluk, adalet,hak, hakikat, hukuk, güvenilirlik, tevazu, kahramanlık, Allah’a kul olmak ve başkasına kul olmamak neymiş; onda gördük, ondan öğrendik. Peygamberimiz, ilimle ameli, hayatla ahlâkı,hikmetle irfanı, bugünle yarını, dünya ile ahireti buluşturan ve barıştıran insanlık önderidir. O, güzelle çirkini, adaletle zulmü, ilimle cehaleti,samimiyetle gösterişi, faydalı ile zararlıyı ayırt eden insanlık öncüsüdür.

Peygambere iman, sözden öte özde kendini belli etmelidir.Peygambere iman, onun adı anıldığında yalnız elimizi göğsümüzün üzerine götürmekten ibaret değildir. Ona iman, onu, her şeyden daha çok sevmek,getirdiği ilahi buyruklarla amel etmek, mübarek ismi anıldığında salat ve selam getirmektir. Bir insan Peygamberimize uydu mu, Allah’ın razı olduğu yola girmiş demektir.

Onuniçin, Ey Mü’minler!

Kim insanlığıngüzelliklerinden bir nasip almak istiyorsa, onu örnek almalı. Kim iyi birMüslüman olmak istiyorsa, onu rehber edinmeli. Kim Allah’ın sevdiği bir kulolmak istiyorsa, onun yolundan gitmelidir. Çünkü Rabbimiz, sevdiği ve birkulunda görmek istediği bütün özellikleri ve güzellikleri Sevgili Peygamberimiz(s.a.s)’de toplamıştır.

Sevgili Peygamberimize sonsuz salat ve selam olsun! Rabbimiz, onun ümmeti olma bahtiyarlığından bizleri mahrum bırakmasın! Onun hayat veren ilkelerinden,iki cihan mutluluğuna ulaştıran yolundan, sünnet-i seniyesinden bir an olsun bizi ayırmasın.

Hutbemi, Rahmet Elçisi’nin bir hadisi ilebitirmek istiyorum: “Allah’ı Rab,İslâm’ı din ve Muhammed’i de nebî ve rasûl olarak kabullenen kişi imanın tadınıalır.”[6]  

[1]Nisa 4/150-151.

[2] İbnHanbel VI, 382.

[3]Buhârî, Cihâd, 110.

[4]Buhârî, İlim, 49.

[5] EbuDavud, Cenâiz, 15-16.

[6] İbnHanbel, I, 208.             


Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları